Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Acısıyla, tatlısıyla, kahkahasıyla ve gözyaşıyla. Siniriyle, sitemiyle, sakinliğiyle ve tepkisizliğiyle... Tüm yaşananlar bizim, tüm olan bitenleri hak ettik demek ki! Ne kadar kolay değil mi bu cümleleri kurabilmek? Eskiden olsa bir çırpıda kuramazdım böyle cümleleri, yutkunur geçerdim. Ne değişti? Neler değişti? Ne oldu son 1 yılda? Hiç kimse için hiçbir şey olmadı ama herkes için çok şey oldu. Duygularımız karıştı birbirine. Kime ne hissedeceğimizi, nasıl davranacağımızı şaşırdık. En sonunda bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedik, yanımızda gezdirdiğimiz yetmez gibi.Hayatım boyunca hep mütevazı olmam konusunda izahatler aldım. Oysa zaten fazlasıyla mütevazı bir hayat yaşayıp, mütevazı davranışlar sergiliyordum. Açık konuşmak istiyorum ki bu işin dozu artık kaçmış durumda. Mecburiyetlerin bizi soktuğu istemsiz durumlar oluyor. İstemeden konuşmamız gereken kişiler, istemeden içine girdiğimiz durumlar ve yine hiç istemeden hatta mantıklı dahi olmayan olayların içinde kalabiliyoruz. Bizler mütevazı davrandıkça kendilerinde her şeyi hak gören çok oldu, tüm değerlerimi toplayıp kabuğuma çekilince onlarda birer birer 'hiç' oldu. Bir şarkıda diyor ki; 'anlatınca derdini geçer mi sandın?' Geçmediği gibi dünyanın tüm yükü ağır ağır üzerine biniyor. Her kafadan ayrı bir ses, her bir insan zerreciğinden kocaman fikirler, herkesin de anlatacak daha büyük bir hikayesi oluyor ve günün sonunda sana kalan sıfıra sıfır elde var sıfır. Yani 'hiç'. Kaplumbağa misali bir kabuk sardım etrafıma. Görünmez bir çember. Sihirli bir kalkan. Kimselerin giremeyeceği, bir harf dahi sızdıramayacağı, benimde ne kadar bağırsam da asla duyuramayacağım bir kabuğum var. Sakin ve sessiz bir şekilde hayatıma Rabbimin biçtiği ömür kadar devam edeceğim. Bir yerde duyarsanız eğer Canan bir şey yapmış; inanın. Yapacağım o kadar çok şey varken, etrafımı didiklemekle vakit kaybedemeyeceğim. Bu yılı geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde benim de yeni yıl için harika projelerim var. Günü gelince ilk olarak en yakınım olan sizlerle paylaşacağım. İyi ve hep iyi olarak 15 yıldır sizlerle beraberim sevgili okurlarım. Bazı zor zamanlarımda yazamadım, ara vermek zorunda kaldım. Fakat dönüşüm ve dönüşümüm her zaman mükemmel oldu. Bin şükür. Sizlerle yüzyüze olmasak da hep anlattım ve sizler de okudunuz. En güzel yanı yargılamadan, fikir vermeden, objektifçe okudunuz beni. İçimi açtım, anlattım, döküldüm, saçıldım ve var olduğunuzu biliyor olmamla toparladım kendimi. Şimdi daha profesyonel olarak saçılma zamanı. Ben ne zaman buna karar versem içim çiçekleniyor. En güzel haberlerle karşınıza geliyorum. O zaman aldık kabul ettik. Hiç kimse için hiçbir şey olmadı ama herkes için çok şey olduğu bir yılı daha arkama alırken bıraktığım ayak izlerime bakıyorum. Bu yılın son ayak izi de özel gereksinimli bireyler hakkında yayımlanacak olan bir öykü kitabında yer alıyor oluşum oldu. En kısa zamanda raflarda yerini alacak olan 'Benim Hikayem' isimli kitabımız yer alacak. Şimdiden okurumuz bol olsun. Bu mucizevi projeye beni dahil ettiği için sevgili Elif Kahraman'a çok teşekkür ediyorum. Sizlerden de okuma sözü alıyorum. Haftaya görüşmek dileğimle kendinize çok iyi bakın. Bu süre içinde de bakın bakalım arkanızda ne kadar ayak izi bırakmışsınız? Çok mu? 'Hiç' mi?