Yeni bir ay ve yeni bir yazı ile kocaman merhaba! Aslında çoğumuzun 'yeni' kelimesinden beklentisi çok büyük. Mesela umut, sağlık, huzur, sakinlik ve anı yaşamak. Anı yaşamak dedim çünkü zaten normal yaşamayı hepimiz bir şekilde başarıyoruz. Belki kolay, belki zor...
3 gün önce 'Yaşamak' isimli bir kitap okudum. Çin edebiyatından, gerçek bir zamandan, düz, dümdüz bir kitap. Öyle ahım şahım betimlemeler, abartılı bir üslup yok. Okuyacak olan kişiler arasında 'listelerde bir numara olan kitap bu muymuş, e bişey yok bunda' diyenler çıkacaktır. çünkü sade. olduu gibi yazılan bir kitap. Onlarca kayıp yaşayan, savaşa zorla alınan, zenginken malından olan bir insan, tüm bu olanlara tepkisizce ve sakin bir kabullenişle bakabilmesine hayret etim doğrusu.
Aşırı dram yok, acılardan beslenmek yok, biri aşağı biri yukarı sınıf farkı yok denecek kadar. Merakımdan yapay zekaya sordum bu kitabı bu kadar ünlü yapan nedir diye?
- 'İnsanlar doğruyu sever, abartısız ve sade, gerçek olan doğruyu sever. Bu kitap düz doğruları anlatır.' Dedi.
Haklı. Çünkü ben bile normal sohbetlerde dahi gerçekleri arar oldum. Abartısız, sade ve doğru olan konuşmaları arıyorum. Yalanı ve sahteyi artık o kadar net tanıyoruz ki! Doğrulamalarını dahi beklemiyorum.
Yaşamak. Nasıl yaşıyorum diye düşündüm. Kitabı 2 hafta önce okumuş olsaydım şuu an çok farklı bir kişi olmuş olacaktım. Ama zamanlamam biraz gecikmiş. Minik bir pişmanlığım söz konusu burada. 1 Hafta önce bir doğu turuna katıldım. (bununla ilgili yazı gelecek) Yol boyunca ve tur zamanınca her kilometrede içimden bir şeyleri bıraktım. Tabi öyle söktüm attım, yırttım demeyeceğim. Sakince olması gerektiği gibi olması gereken yerlere usul usul el salladım. Ne derler bilirsiniz 'her şeyin bir zamanı var'. Benim için de doğru zaman o zamanmış demek ki.
Neler bıraktım?
Aslında neler bıraktığımdan çok cebime neler doldurdum? Sakinleşmek? Huzuru bulmak? Mutlu olmak? Yaşamak?
Sadece 'yaşamayı' liste başı yaptım. Yaşarken diğerleri yola koyulup bana gelecekler. Kitaptaki gibi düz yaşamaktı aslında. Geleni kabullenmekten geçiyordu tüm sır. Kabul et ve bırak. Yola koyul ve yürü. Kısacası tevekkül.
2 haftadır hayli sakinim. Öfke kontrolüm elimde. Ağırdan aldığım her şey en mükemmel şekilde karşılık buluyor. İçim sakin, ruhum dingin. Yaşıyorum. Yaşadığımı hissediyorum. Beni üzen, kıran, paramparça eden o kadar şey vardı ki! Ordu-Kars karayolunda attım kalbimden. Sıfırlandım tamamen diyemem. Dersimi aldım. Bana ha var ha yok gibi davrananlara artık iyiki yok diyorum. Bu da yaşamak! Bana adım atana, ne güzel geldin deyip kucak açıyorum. Bu da yaşamak! Sen hangisini seçersen seç günün sonunda elinde kalan aldığın nefes oluyor. İster doya doya, özümseyerek yaşa, istersen günü doldur yaşamış olmak için yaşa. Karar senin, hayat senin. Hoşça kal...