Hiç ayarımız yok.
Usül, adap, kural nedir bilmeyenlerdeniz. Nerden çıktı şimdi bunlar derseniz eğer –ki dediğiniz duyar gibiyim- hemen anlatıyorum. Geçtiğimiz hafta bir gece konser vardı Ordu’da. Duman grubu geldi. Bana göre adamlar işinin ehli. Harika ses, harika enstrüman çalma… İşlerine öyle güzel konsantre oluyorlar ki sen zaten sevmesen de dinlerken zevk alabiliyorsun. O derece…
Sorun şurada; biz izlemeyi, izlerken içebilmeyi, içerken kendine sahip çıkabilmeyi beceremiyoruz. Sorun budur. Çoğu on sekizine yeni basmış, üniversite aşkıyla başka şehirlerden gelmiş yavrucukların(!), büyüdüklerini ispatlama çabası içerisinde katıldıkları bu konser bana göre gençlik adına bir yıkımdı. Daha konser başlamadan içtikleri içkinin rehavetine bürünüp kusanlar, kendinden geçenlerle mekân hınca hınç dolmuştu. Kızlı-erkekli katıldığımız bu konserde erkekler jilet gibi giyimli, kızlar deseniz minili-dekolteli… 
Sanırım ben biraz geri kafalıyım. Sinemaya, tiyatroya, konsere, söyleşilere bir şeyler alabilmek adına vakit harcanır. Bizim gençlik almayı geçtim, kendini veriyorlar. Paralıyorlar. Yazıktır. Ailelerine yazık. Belki kıt kanaat gönderdikleri paraları çarçur etmekte üstlerine yok. Üzüldüm bu duruma. Hayli endişelendim geleceğimiz adına. Umutlarımız gençlikteydi lakin benim umutlarım tükendi o gece. Kimseye faydası dokunmayan, parazit misali yaşayan, ilerleyen zamanlarda eş adaylarını televizyon programlarında aramaya başlayan insan topluluğu geçti gözlerimin önünden. Başörtülü insanlara saygım var. Kişinin kendi tercihidir karışmam fakat bu kişilerin topluma örnek olmaları gerekir. Örnek olabilecek insanlara da aynı yaftalamayı bize yaptırmamaları lazım. Amma lakin ben orada örnek değil köstekleri gördüm. 
Bir sözüm var:
Umutsuzluk her zaman vardır, umutlardan arda kalan zamanlarda diye. Umutsuzluğu hiç unutmuyorum. Pollyanna değilim, anlamsız gülücükler, boş yere umutlar biriktireyim. Gerçekçi olalım bence artık. Hiçbir şeyin dozunu ayarlayamayanlardanız. Ayarsızız. 
Elimde değil.
Düşünmeden geçemiyorum. Lafla peynir gemisinin yürümediğini de biliyorum. Yine de bilinçli bireyler yetiştirebilsek keşke demeden de geçemeyeceğim maalesef. Çocuğun içinde olacak demeyin, yetiştirmek de çok önemli. Her şeyin bir dozu, bir miktar ayarı var. Ayarlayamayanlardan olmayalım lütfen. 
Not: Konsere gitmek gerçekten stres atıcı, deşarj edici özelliğe sahip. Eşimle konserde tanışmanın verdiği rahatlıkla söyleyebilirim bunu. Tavsiye ederim. Ayarları bozmadan, kimsenin hakkına gasp etmeden…