Sokak hayvanlarına karşı duyulan bu öfke ve acımasızlık, sanıldığı gibi bir “tehdit”ten değil; insanın kendi pisliğini görmeye tahammül edememesinden kaynaklanıyor. İnsan ruhundaki kötülüğe karşı ne yazık ki bir aşı henüz bulunamadı. Bulunsa da ilk reddeden yine insan olurdu.
Bir zamanlar “veba yayıyor” diye kediler, köpekler katledildi. Oysa veba hayvandan değil; lağımdan, çöpten, hijyensizlikten geliyordu. Ama bunu kabul etmek zor. Çünkü çözüm sokak temizlemekse el kirleniyor; hayvan öldürmekse vicdanı kapatıp geçiyorsun. Daha pratik, daha zahmetsiz.
Yakın geçmişte “kuş gribi” denilerek yüzlerce kanatlı hayvan diri diri toprağa gömüldü. Uzaydan gelmişler gibi. O hayvanları dar alanlara tıkıp, denetimsiz büyüten kimdi? Yine insan. Ama faturayı keserken kalem her zamanki gibi hayvanın hanesine yazıldı.
Soruna sorunla cevap veren tek canlı yine insan. Sonra çıkan yeni sorunlara da büyük bir şaşkınlıkla bakıyor. Aynı aklı kullanıp farklı sonuç bekleme konusunda oldukça istikrarlıyız. Bu bir alışkanlık değil; neredeyse bir yaşam biçimi.
Gücünüz sokakları temizlemeye yetiyorsa, hayvanları da sağlıklı yaşatın. Ama gücünüz sadece kendini savunamayana yetiyorsa, buna doğa düzeni değil, vahşet denir. Aslan bile tokken avlanmaz; insan ise bazen sırf rahatsız oldu diye can alır.
İnsan sorgulayan canlıdır derler. Evet, sorgular… ama hep başkasını. Kendine gelince düşünme paydos, sorumluluk ertelenir. Çocukların eşitsiz koşullarda yaşaması, kadınların öldürülmesi, adaletin buharlaşması büyük bir sessizlikle izlenir. Ama sokakta yaşayan bir can “fazlalık”tır.
Hayvanların hakları da, öldürülen kadınlar gibi öldükten sonra mı aranacak? Demek ki bu düzende hak, hayattayken ağır; tabutta daha kıymetli. Buna cehalet demek yetersiz kalıyor, çünkü cehaletin bile öğrenme ihtimali vardır.
İnsan kadar iyilik yapabilen bir varlık yok yeryüzünde. Ama insan kadar kötülüğü normalleştiren de yok. Hem çevresindeki canlılara, hem kendi soyuna, hem de kendi yaşam alanına zarar verip sonra dönüp “sorun nerede?” diye sorabilen tek türüz.
Sorun sokakta değil.
Sorun hayvanlarda hiç değil.
Sorun, aynaya bakınca kendisiyle karşılaşmaktan korkan insanda.