Öğretmenlik, toplumların hafızasına kutsal ve saygın bir meslek olarak kazınmıştır. Çünkü öğretmen, yalnızca bilgi aktaran kişi değil; aynı zamanda bireyin karakterini şekillendiren, düşünce dünyasını geliştiren ve geleceğe yön veren rehberdir. Her alanda öğrenilen en küçük bilgi bile insanı gelişime taşır. İnsan doğası gereği sorgulayarak, araştırarak ve deneyim kazanarak ilerler.
Ancak son dönemde ne yazık ki bu anlayış zayıflamaya başlamıştır. İnsanlar üretmekten çok hazır olana yönelmekte, araştırmak yerine “kopyala-yapıştır” mantığıyla hareket etmektedir. Ne verilirse onu kabul eden, sorgulamayan bir nesil oluşursa gelişim de doğal olarak durur. Çünkü gerçek ilerleme; merak eden, düşünen ve yeni fikirler üreten bireylerle mümkündür.
Bir diğer önemli mesele ise öğretmenlerin durumu. Bugün binlerce öğretmen adayı atanabilmek için yıllarca beklemektedir. Üniversite eğitimi, formasyon, sınavlar ve ek yeterlilikler derken gençler mesleklerine kavuşmak için büyük mücadele vermektedir. Oysa bir ülkenin geleceğini yetiştirecek kişilerin bu kadar belirsizlik içinde bırakılması düşündürücüdür. Öğretmen yetiştirme sistemi yalnızca sınav odaklı mı olmalıdır, yoksa iletişim becerisi, çocuk psikolojisi, yaşam rehberliği ve çağın ihtiyaçlarına uyum gibi alanlarda da güçlendirilmeli midir? Bu soru üzerinde ciddi şekilde düşünülmelidir.
Ayrıca öğretmenler sadece ders anlatan kişiler değildir. Bir öğrencinin hayata hazırlanmasında, özgüven kazanmasında ve doğru insan olmasında büyük pay sahibidirler. Fakat günümüzde birçok öğretmen; yoğun iş yükü, maddi zorluklar, şiddet olayları ve saygı eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Öğrencisinden ya da velisinden zarar görmeyen öğretmen örnekleri artık haber değeri taşır hale gelmiştir. Bu durum, eğitim sisteminin ne kadar yıprandığını göstermektedir
Bugün öğretmen olmak isteyenler sınavlara tabi tutulurken, öğretmene verilen değer aynı ölçüde hissedilmemektedir. Oysa öğretmene değer vermeyen toplum, geleceğine de değer vermiyor demektir. Çünkü bir doktoru, mühendisi, bilim insanını, sanatçıyı yetiştiren ilk kişi öğretmendir.
Sonuç olarak eğitim sistemi yalnızca sınavlarla değil, değerle, saygıyla ve nitelikle güçlenir. Öğretmenine sahip çıkan, onları geliştiren ve hak ettiği değeri veren toplumlar ilerler. Unutulmamalıdır ki bir ülkenin gerçek kalkınması yollarla ya da binalarla değil, sınıflarda yetişen bilinçli nesillerle olur.