Şehirler bazen konuşur.

Ama yüksek sesle değil…

Rüzgârla, kuş sesleriyle, sabah erken açılan dükkânlarla, akşamüstü sahilde atılan adımlarla konuşur.

Ordu da öyle bir şehir.

Sakin ama derin.

Görünenden fazlasını içinde taşıyan bir yer.

Son zamanlarda şehirle ilgili yapılan tartışmalara bakınca, aslında herkesin ortak bir niyeti olduğunu görmek mümkün:

Daha güzel bir Ordu.

Fakat güzellik, herkes için aynı yerden başlamıyor.

Kimi için yeni bir yol,

kimi için korunmuş bir yeşil alan,

kimi içinse çocukluğundan kalan bir manzara…

Belki de bu yüzden, bazen aynı şehre bakıp farklı şeyler görüyoruz.

Unutmamak gerekir ki;

bir şehri geliştirmek kadar, onu anlamak da önemlidir.

Bazen bir alanın değeri, üzerinde ne yapılacağıyla değil,

orada zaten var olanla ölçülür.

Ordu’nun en büyük gücü de burada yatıyor:

Doğasında, sadeliğinde ve kendine has ritminde.

Bu ritmi bozmadan,

acele etmeden,

birlikte konuşarak yol almak mümkün.

Çünkü bu şehir hepimizin.

Ve en güzel hikâyeler, dinlenerek yazılır.