Son zamanların en popüler cümlesi bu: “Herkes kolay para kazanmanın peşinde.” Evet, öyle. Ve evet, çok normal.
Şimdi bir düşünelim: Üniversiteye gittik, dört yıl dirsek çürüttük. Yetmedi, yüksek lisans yaptık. Dedik ki, “Bir dil bir insan.” İngilizce yetmedi, İspanyolca kursuna da yazıldık. CV’lerimiz pırıl pırıl; sertifikalı, onaylı, referanslı... Peki sonuç?
Bir İK’cı mesaj bile atmazken, ev kirası olmuş üç maaş. O da varsa tabii.
Şimdi biri çıkıp da “Gençler emek vermeden para kazanmak istiyor” dediğinde, kusura bakmayın ama gülüyoruz. Evet, çünkü artık emekle para kazanmak bu topraklarda pek de mümkün değil. Çünkü sistemin kendisi, emekle kazanılanı değil, köşeyi döneni alkışlıyor.
TikTok aç, iki dans et, binlerce lira gelsin. YouTube’a video koy, reklam alsın, kârını say. Instagram’da markaya iki story, sana tatil bile bedava. Bunlara özenmek mi suç oldu? E o zaman neden yıllardır “Fırsatları değerlendirin” diyoruz? Neden “Kafanı çalıştır, akıllı ol” diye öğüt veriyoruz gençlere?
Bakın, mesele tembellik değil. Kimse yan gelip yatmanın peşinde değil. Mesele şu: İnsanlar artık emeğinin karşılığını almak istiyor. Daha açık söyleyeyim: Hakkını arıyor!
Koskoca bölümleri dereceyle bitirmiş gençler, staj bile bulamıyor. Hadi stajı buldu, maaş desen yok. Yıllarca eğitim al, sonra “Biz seni tecrübeli arıyoruz” diyen ilanlara bak. E tecrübe nasıl kazanılır, işe almazsanız?
Avrupa’yı karış karış gezen Hans, Erasmus’tan şirkete stajla geçiş yapıyor. Bizim Hasan, KYK borcuyla mezun olup ailesinin yanında işsiz oturuyor. Soralım o zaman: Hasan’ın Hans’tan ne eksiği var?
Bu düzende gençlerin akıllı yollar araması suç değil, zorunluluk. Yani “kolay para” değil bu, “akıllı kazanç” artık. Kimse üç işte birden çalışıp ay sonunu zor getirmek istemiyor. Ve kimse sabah 8 akşam 6 çalışıp, hâlâ tatile çıkamamanın mantığını anlayamıyor.
Özetle sevgili büyükler: Gençleri suçlamadan önce, sistemin kendisine bir bakın. insanca yaşamak, hayal değil hak olmalı. Ve bu hakkı isteyen kimseyi “kolaycı” olmamalı.