Hayatta bazı şeyler ne kadar denesek de olmuyor. Peki, bu bir sınav mı, yoksa yön değiştirmemiz için bir işaret mi? Vazgeçmek ile azmetmek arasındaki ince çizgide yürürken, evrenin ya da ilahın mesajını nasıl doğru okuyabiliriz?
Hayat, hepimizi zaman zaman keskin virajlara, çıkmaz sokaklara ve dar yollara sokar.
O yolda defalarca yürür, defalarca düşer, kalkar ve tekrar deneriz. Ancak bir noktadan sonra şu soru içimizi kemirmeye başlar: “Acaba durmalı mıyım?” yoksa “Devam et, biraz daha sabret” diyen o iç sesin peşinden mi gitmeliyim?
Başarı sabır mı ister?
Hep duyarız: “Pes eden kaybeder.” Ancak her zaman öyle midir? Belki de pes etmek değil, sadece başka bir yolu seçmektir. Kimileri için ısrar başarıyı getirirken, kimileri için yön değiştirmek kurtuluş olur. Bu yüzden en büyük sorun aslında şu sorunun cevabını aramakta gizlidir: “Ne zaman vazgeçmeli, ne zaman daha çok çabalamalıyım?” Kimi zaman tam gaz ilerlediğimiz bir yolda, aslında çoktan “dön” tabelasını kaçırmışızdır. Evren ya da Tanrı – inandığınız ne varsa – bize bazı işaretler gönderir. Ama o işaretler her zaman açık olmaz. Bir duvar gibi karşımıza dikilen engeller, belki de “dur” mesajıdır. Fakat biz bunu genellikle bir “daha çok bastır” çağrısı olarak algılarız. Sonuç? Hızla duvara çarparız.
Neden yanlış yorumluyoruz?
Çünkü çoğu zaman kalbimizle değil, egomuzla karar veririz. “Ben bu işi başaracağım!” demek bazen cesaret değil, kör inadın bir yansıması olabilir. Tıpkı olması gereken yerde durmayan, durması gereken yerde koşmayan insanlar gibi... Oysa başarı, yalnızca çok çalışmaktan değil; ne zaman durulacağını bilmekten de geçer. Evet, emek kutsaldır. Vazgeçmemek çoğu zaman takdir edilir. Ancak sürekli aynı yolu deneyip farklı sonuç beklemek, yalnızca zaman kaybettirir. Bazen cesaret, vazgeçmekte gizlidir. Rotayı değiştirmek, yeni kapıların açılmasına neden olabilir. Unutmayalım, bir çiçek aynı toprakta açmıyorsa, belki de başka bir yere dikilmelidir.
Peki, ne yapmalı?
1. Dur, düşün, değerlendir
Sürekli denediğiniz şey neden olmuyor? Gerçekten doğru yöntemle mi ilerliyorsunuz? Yoksa bir hayalin peşinden, gerçekliği görmeden mi sürükleniyorsunuz?
2. İşaretlere duyarlı ol
Sürekli engel çıkıyorsa, evren belki de başka bir kapıyı gösteriyordur. Sessizliğe kulak verin. Belki de “başka bir yol var” diyordur.
3. İnanç ve inançsızlık arasında dengede kal
Ne kör bir inatla devam edin ne de en küçük engelde vazgeçin. Kalbinizle aklınızı aynı masaya oturtun.
4. Yol değiştirmek, yenilmek değildir
Başka bir yöne gitmek, sizi zayıf değil; daha bilinçli yapar. Güçlü olan, sadece savaşan değil; savaşın ne zaman biteceğini bilen kişidir.
Kararların sessizliğinde yol almak
Her başarısızlık, bir vazgeçiş işareti değildir. Ama her çaba da sizi mutlaka hedefe götürmez. Asıl mesele, evrenin sessiz mesajını duymayı öğrenmekte. Bazen bir kapı kapanır çünkü siz başka bir kapıya yönelmelisiniz. Bazen bir yol tıkanır çünkü yolun sonunda uçurum vardır. Ve bazen bir ses fısıldar: “Dur artık, bu senin yolun değil…” Ama bir başka zaman da o ses şöyle der: “Az kaldı… Biraz daha dayan…”
Onu duyabilmek için susmak gerekir. Kendini dinlemek gerekir. Çünkü gerçek cevap, her zaman içimizde saklıdır.