Ne oldu bize? Sanki birden okumayı unuttuk. Elimize kitap almak bir lüks gibi gelmeye başladı. Yoksa kitaplar savaşı kaybetti mi?

Oysa hala seviyoruz kitapları. Hala bir satırda huzur bulabiliyoruz ama elimiz gitmiyor.

Kimimiz günlerdir, kimimiz ise aylardır tek bir sayfa çevirmedi. Kimimiz, yarım bıraktığı o romanın yerini bile hatırlamıyor artık. Peki, ne oldu da böyle olduk?

Ayşegül kitapları için kitapçı kitapçı gezen biz değil miydik? Jules Verne’nin dünyasında kaybolan, Alacakaranlık serisini bir günde bitiren o çocuklar, o gençler biz değil miydik? Kitapları çantamızdan eksik etmeyen, kütüphanelerde zaman unutan bizler... Şimdi ise zamanın ta kendisinden yakınıyoruz. Okul, iş, trafik, sorumluluklar... Her şey üst üste geldi ve içimizdeki o kıymetli boş zamanları ezip geçti.

Bir de sosyal medya çıktı başımıza. Bildirimler, reels videoları, sonsuz scroll... Tüm bunlar dikkatimizi, odağımızı çaldı. Bir kitabın ilk sayfasına odaklanamadan elimiz telefona gidiyor.

Ama hala geç değil. Hala dönülebilir o güzel sayfalara. Kalkın dostlar, kalkın! Tozlanmış kitap kapaklarını aralayın. O eski huzuru yeniden bulun. Çünkü kitaplar hâlâ orada, bizi bekliyor. Sözleriyle saracak, satırlarıyla iyileştirecekler bizi. Unutmayın, kitaplar iyileştirir.

Yeniden başlayın, çünkü hiçbir kitap geç kalınmış bir başlangıç değildir.