Biz bu dünyaya ölümsüz olmak için gelmedik. Bir gün gözlerimizi kapatacağız, adımız yavaş yavaş hatıralara karışacak, sonra da toprağa. Bunu biliyoruz. Ama galiba tam da bu yüzden yaşadığımız günlerin kıymetini bilmek gerekiyor.
Dünya güzel bir yer aslında. Acısıyla da güzel, sevinciyle de. Bir sabah güneşin doğuşunda, bir çocuğun gülüşünde, yağmurdan sonra gelen toprak kokusunda, dost sohbetlerinde saklı nice güzellikler var. Bunları görebilmek için bazen sadece durup etrafa bakmak yeterli.
İnsan önüne çıkan fırsatları değerlendirmeli. Ama bunu yaparken zaaflarının peşinden sürüklenmemeli. Çünkü her parlak görünen şey değerli değildir. Asıl önemli olan, yaşadıklarının sana ne kattığıdır. Kendine dönüp bakabildiğinde, "Ben bu yolculuktan ne öğrendim?" diyebilmelisin.
Hayatta en çok da insanın kendini tanıması gerekir. Kim olduğunu, neyi neden yaptığını bilmesi gerekir. Başkalarının istediği biri olmak için değil, kendi vicdanına yakışan biri olmak için yaşamalıdır.
Geceyi de yaşamalı insan, gündüzü de. Sevinci de bilmeli, hüznü de. Ama hiçbirine esir olmamalı. Çünkü esaret sadece zincirlerle olmaz; bazen alışkanlıklar, bazen korkular, bazen de vazgeçemediğimiz yanlışlar bizi tutsak eder.
Korkmamak gerekir. Çünkü korku çoğu zaman insanın önüne çektiği görünmez bir duvardır. O duvarın arkasında ise bazen hayatın en güzel manzaraları vardır. Düşmekten korkmamalı insan. Her düşüş bir şey öğretir. Her yara iz bıraksa da zamanla iyileşir. Yeter ki insan kendi yarasına merhem olmayı öğrensin.
Hayatın içinde kurulan her tuzak sadece kaybettirmez. Bazı kayıplar insana aklını, bazı hayal kırıklıkları ise gücünü öğretir. Öfke bazen yıkar, bazen de insana sınırlarını gösterir. Yaşanan her şey, insanın karakterine küçük bir tuğla daha ekler.
Bir gün geriye dönüp baktığında, yaşadığın günleri saymak değil, hissettiğin anları hatırlamak istersin. İşte o yüzden hayatı ertelememek gerekir. Sevmek gerekiyorsa sevmeli, öğrenmek gerekiyorsa öğrenmeli, gitmek gerekiyorsa gitmeli, kalmak gerekiyorsa kalmalıdır.
Çünkü ölüm zaten gelecek. Mühim olan ona kadar gerçekten yaşamış olmaktır. Ardında büyük servetler bırakmak değil; güzel anılar, iyi izler ve huzurlu bir yürek bırakabilmektir. İnsan bu dünyadan giderken, "Ben geldim, gördüm, öğrendim ve hakkını vererek yaşadım" diyebilmelidir.