Mayısın İki Yüzü:
Gençlik Rüzgarı ve Denizden Gelen Şifa
Bu hafta Ordu’da sahilde yürürken, takvimlerin sadece rakamları değil, adeta iki farklı ruhu birden fısıldadığını hissediyorum. Bir yanımızda Bandırma Vapuru’nun o asi hürriyet ateşi, diğer yanımızda Karadeniz’in binlerce yıllık kadim mirası "Mayıs Yedisi". İkisi de bu şehrin damarlarında aynı anda akıyor.
Simmel’in o meşhur köprü metaforu vardır; gelecek, geçmişin üzerine inşa edilir. Biz de bu hafta o köprünün tam ortasındayız. 19 Mayıs, Atatürk’ün gençliğe ve o hiç bitmeyen "gelecek" umuduna olan güvenidir. 20 Mayıs sabahı (Mayıs Yedisi) kıyıya inip ayağını denize vuran Orduluların yaptığı ise sadece bir gelenek değil; doğayla yeniden barışma, tazelenme ayinidir. Biri ruhumuzun hürriyeti, diğeri bedenimizin şifası. Thomas Lieven bu sahneyi görseydi, muhtemelen "Yalnız havyarla yaşanmaz dostlarım, biraz deniz kokusu, biraz da taze bahar otu gerek," derdi.
Haftanın "Satır Arası" Tarifi: Gençlik Enerjisiyle "Taze Fasulye Diblesi"
Mayıs ayı taze fasulyenin, toprağın uyandığı andır. Bu tarifi, Mayıs Yedisi’nde denizin yedi dalgasından geçip gelen yorgun ama huzurlu hemşerilerim için seçtim.
Malzemeler:
Yarım kilo taze fasulye (incecik, diblelik doğranmış)
1 su bardağı pirinç
2 adet orta boy soğan (yemeklik doğranmış)
2 yemek kaşığı Ordu yayla tereyağı
Sırrımız: İçine atacağınız bir tutam taze nane. O nane, 19 Mayıs’ın o ferahlatıcı rüzgârını temsil etsin.
Yapılışı:
Fasulyeleri tencerenin dibine yayın, üzerine yıkanmış pirinçleri gezdirin. Kısık ateşte kendi suyunda sabırla pişirin. Diğer tarafta tereyağını soğanlarla birlikte nar gibi kızarana kadar kavurun. Pirinçler yumuşayınca bu "yakılmış" yağı üzerine dökün ve naneleri ekleyip harmanlayın. Sıcak ya da ılık servis yapın; tadı tıpkı bir Mayıs sabahı gibi canlandırıcı olsun!
Bu Haftanın Kitap Önerisi: "Kültür Değişmeleri" – Mümtaz Turhan
Profesör Mümtaz Turhan’ın bu kıymetli eseri, bir toplumun kendi değerlerini koruyarak nasıl çağdaşlaşabileceğini anlatır.
19 Mayıs’ın modernleşme hamlesi ile Mayıs Yedisi’nin geleneksel dokusunu aynı hafta içinde yaşayan biz Ordulular için bu kitap tam bir rehber niteliğinde. Turhan’ın analizleri, neden deniz kıyısında yedi dalgadan geçerken aynı zamanda bilimin ve hürriyetin ışığına koşturduğumuzu anlamamıza yardımcı oluyor. Gelenekle geleceği kavga ettirmeden, ikisini de aynı sofrada buluşturmanın bilgeliğini bu satırlarda bulabilirsiniz.
19 Mayıs’ın hür rüzgârıyla saçlarını dağıtan gençlerimize ve Mayıs Yedisi’nde şifa arayan büyüklerimize selam olsun. Unutmayın dostlarım; "Papaz her zaman pilav yemez", bazen tarihine sarılır, bazen de doğanın kalbine sığınır.