Önümüz Kurban Bayramı. Sokaklarda, evlerde her şeye rağmen bir bayram telaşı tutturmaya çalışıyoruz. Ama hepimiz biliyoruz ki bayramlar, artık sadece takvimin kırmızı günlerinden ibaret değil; paylaşmanın, dayanışmanın ve en çok da "insanca bir yaşam" özleminin en somut sınav alanı. Simmel’in o meşhur "Yalnız havyarla yaşanmaz" felsefesi, bugünlerde bizim sokaklarda çok daha can yakıcı bir karşılık buluyor. Dünyanın bir ucunda birileri lüks sofralarında havyar kaşıklarken, bizim memlekette insanların tenceresini kaynatmak, bayramda çoluk çocuğuna mahcup olmamak için verdiği mücadele, hayatın en çıplak gerçeğidir.

Modern dünyanın o bencil, adaletsiz ve sadece gücü alkışlayan düzenine inat; bizim özlediğimiz bayram sofrası, herkesin eşitlendiği, hakkın ve adaletin adilce bölüşüldüğü bir barış masasıdır. Çünkü gerçek bir bayram, sadece etin tencereye girmesiyle değil, bu ülkenin her hanesine adaletin, refahın ve emeğin karşılığının girmesiyle hakkıyla kutlanır. Aslanın ağzındaki ekmeği kapmanın her gün biraz daha zorlaştığı bu dönemde, bayram sofrası bize unuttuğumuz o büyük gerçeği hatırlatır: Paylaşmadığımız şey bizim değildir. Ordu’nun o güzelim yayla havasında, her türlü geçim sıkıntısına ve zorluğa göğüs gererek bir araya gelen dostların, komşuların kurduğu o mütevazı sofrada dumanı tüten bir kavurma, belki de bu adaletsiz dünyaya karşı koyduğumuz en onurlu direniştir.

Haftanın "Satır Arası" Tarifi: Bereketin ve Sabrın "Bayram Kavurması"

Simmel usulü bir titizlik ama asıl Anadolu’nun o helal, bereketli ve hakkıyla kazanılmış sofralarına yakışır, ağır ağır pişen bir sabır lezzeti.

Malzemeler:

1,5 - 2 kg kuşbaşı doğranmış et (Komşuyla, ihtiyaç sahibiyle hakkıyla bölüşüldükten sonra payımıza düşen miktar)

250 gr kavram yağı (iç yağ - kavurmanın asıl lezzet ve saklama sırrıdır)

Bir fiske kaya tuzu

Sırrımız: Pişmeye yakın ekleyeceğiniz bir iki adet defne yaprağı. Eti ağırlaştırmaz, ferahlatır; tıpkı ferah bir gelecek özlemi gibi.

Yapılışı:

Yağ İle Başlayın: Önce iç yağları küçük küçük doğrayıp geniş bir tencereye alın. Yağlar eriyip kıkırdaklaşıncasüzerek posalarını ayırın. Emeği süzmek gibi, titizlikle...

Mühürleme: Ocağın altını açın ve etleri kızgın yağa bırakın. Etler suyunu salıp tekrar çekene kadar yüksek ateşte mühürleyin. Hayatın tüm zorluklarına karşı durur gibi, sıkıca mühürlensin lezzeti.

Sabır Safhası: Etler suyunu çekince altını en kısığa getirin. Tencerenin kapağını sıkıca kapatın. Kendi buharında, etler "lokum" kıvamına gelene kadar yaklaşık 1,5 - 2 saat pişirin. Biz bu topraklarda sabretmeyi iyi biliriz; adaleti bekler gibi, güzel günleri bekler gibi sabırla pişmeye bırakın.

Final: Tuzunu ve defne yaprağını en son ekleyin. Tuzu erken atarsanız et sertleşir; hayatta olduğu gibi mutfakta da adımlarınızı stratejik atın, hakkı olanı zamanında teslim edin.

Bir Avuç Şiir

Evinizdeki o hüzünlü ama umutlu bayram hazırlığını, bu toprakların vicdanı olan büyük usta Ahmed Arif’in şu sarsılmaz dizeleriyle selamlayalım:

"Beşikler vermişim Nuh'a

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,

Anadolu'yum ben,

Tanıyor musun?

Görüşmeci yeşil soğan göndermiş,

Karanfil kokuyor cıgaram,

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..."

Bu bayram; sofralarımızdan bereketin, ülkemizden adaletin, kalbimizden ise o onurlu dayanışma ruhunun eksik olmadığı bir dönüm noktası olsun. Geçim sıkıntısının gölgelemediği, herkesin payına düşen mutluluğu adilce alabildiği o gerçek bayram sabahlarına uyanmak dileğiyle...