Şehrin Vicdanı: Sivil Toplum ve Kent Kültürü
Birey, sadece bir rakam değildir; o, içinde yaşadığı toplumun kaderini değiştirebilecek bir iradeye sahiptir. "Bir şehir, içindeki binaların boyuyla değil, o binaların arasında yaşayan insanların hür sesiyle büyür". Bizim Ordu’nun en büyük nişanesi de tam olarak budur: Kentlilik bilinci. Ordu, Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi, haksızlığa karşı sesini yükseltmeyi bilen, sivil toplumun gücüyle yoğrulmuş bir şehirdir.
"Papaz her zaman pilav yemez" derken, bazen de önümüze konan her "pilavı" kabul etmek zorunda olmadığımızı; şehrimizin havasına, suyuna, tarihine ve kültürüne sahip çıkmanın en asil görev olduğunu anlıyoruz. Ordu’nun dereleri özgür aksın diye el ele verenlerin, sahil yolu yeşili bozmasın diye duruş sergileyenlerin, OBKT gibi değerleri 62 yıl boyunca omuzlayanların, vahşi madenciliğe karşı doğayı savunanların ortak paydasıdır kent kültürü.
Birlikte Düşünmek, Birlikte Değiştirmek
"Düşünce hürriyeti, sadece konuşmak değil, birlikte hareket edebilme cesaretidir". Ordu’daki dernekler, cemiyetler ve gönüllü oluşumlar, bu şehrin "sigortası"dır. Bir Ordu entelektüeli, sadece kendi konforunu değil, yan komşusunun dertlerini de masaya taşır. Kent kültürü, sadece opera dinlemek ya da kravat takmak değil; yaşadığın sokağın çukurundan, kentin geleceğine kadar her noktada "ben de buradayım" diyebilmektir.
Haftanın "Dayanışma" Tarifi:
İmece Usulü "Ordu Usulü Keşkek"
Madem konumuz sivil toplum ve güç birliği, o zaman tek başına değil, hep beraber yapıldığında ve paylaşıldığında lezzeti artan en "toplumcu" yemeğimizi, keşkeği yapalım.
Malzemeler:
2 su bardağı aşurelik buğday,
1 su bardağı nohut,
500 gr parça et (tercihen kemikli),
2 kaşık tereyağı, tuz ve karabiber.
Hazırlanışı:
Buğday ve nohudu bir gece önceden ıslatın. Etle birlikte tencereye alıp üzerine bol su ekleyerek iyice yumuşayana kadar pişirin.
İşte o sivil toplum gücü burada devreye giriyor: Pişen buğdayları tahta bir kaşıkla (veya büyük kepçeyle) "döve döve" helmeleşmesini sağlayın. Üzerine kızgın tereyağını gezdirin.
Bu yemek sabır ister, güç ister, tıpkı bir kent kültürünü inşa etmek gibi...
Bir Satır Arası Notu
Bu hafta, üyesi olduğunuz bir derneğe gidin ya da şehriniz için kafa yoran bir sivil toplum kuruluşuna selam verin. "Ben ne yapabilirim?" sorusu, benim hayal ettiğim o demokratik dünyanın ilk cümlesidir. Şehir, sadece belediyenin değil, içinde yaşayan her bir ferdin emanetidir.
Yazımızı, sivil iradenin ve bağımsızlığın şairi Tevfik Fikret’in (ki ismimle müsemma, ona da bir selam olsun) o meşhur dizesiyle bitirelim:
"Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim.
"(Kimseden bir lütuf beklemem; kendi gökyüzümde, kendi kanatlarımla uçarım.)